05 Kasım 2026, Perşembe 11°C Çanakkale
DOLAR 50,0571 ₺ ▲ %0,06 EURO 56,4860 ₺ ▲ %0,42 STERLIN 67,6586 ₺ ▲ %0,31 İSVIÇRE FRANGI 61,4650 ₺ ▲ %0,34 KANADA DOLARI 35,8832 ₺ ▲ %0,13 AVUSTRALYA DOLARI 35,1282 ₺ ▲ %0,16 SUUDI RIYALI 13,3386 ₺ ▲ %0,05 RUS RUBLESI 0,6121 ₺ ▲ %0,06 JAPON YENI 0,0032 ₺ – %0,00 BAE DIRHEMI 13,6354 ₺ ▲ %0,07 GRAM ALTIN 6.637,06 ₺ ▲ %1,55 ÇEYREK ALTIN 10.681,97 ₺ – %0,00 YARIM ALTIN 21.363,95 ₺ – %0,00 TAM ALTIN 42.597,23 ₺ – %0,00 CUMHURIYET ALTINI 43.951,00 ₺ ▲ %2,07 GÜMÜŞ 85,07 ₺ ▲ %1,21 BIST 100 11.478,13 ▲ %4,12 DOLAR 50,0571 ₺ ▲ %0,06 EURO 56,4860 ₺ ▲ %0,42 STERLIN 67,6586 ₺ ▲ %0,31 İSVIÇRE FRANGI 61,4650 ₺ ▲ %0,34 KANADA DOLARI 35,8832 ₺ ▲ %0,13 AVUSTRALYA DOLARI 35,1282 ₺ ▲ %0,16 SUUDI RIYALI 13,3386 ₺ ▲ %0,05 RUS RUBLESI 0,6121 ₺ ▲ %0,06 JAPON YENI 0,0032 ₺ – %0,00 BAE DIRHEMI 13,6354 ₺ ▲ %0,07 GRAM ALTIN 6.637,06 ₺ ▲ %1,55 ÇEYREK ALTIN 10.681,97 ₺ – %0,00 YARIM ALTIN 21.363,95 ₺ – %0,00 TAM ALTIN 42.597,23 ₺ – %0,00 CUMHURIYET ALTINI 43.951,00 ₺ ▲ %2,07 GÜMÜŞ 85,07 ₺ ▲ %1,21 BIST 100 11.478,13 ▲ %4,12

Gökçeada’nın Kayıp Çınarları: Rum Nüfusunun Fişlenip Göçe Zorlanmasının Ada Üzerindeki Gölgesi

Gökçeada'nın kadim Rum nüfusunun belirli dönemlerde sistematik olarak fişlendiği ve zorunlu göçe tabi tutulduğu, adanın demografik ve kültürel yapısında silinmez izler bırakan tarihi bir süreç olarak kayıtlara geçmiştir.

Kuzey Ege’nin incisi Gökçeada, yüzyıllar boyunca ev sahipliği yaptığı Rum nüfusunun 20. yüzyıl boyunca karşılaştığı zorlu süreçlerle adeta bir hafıza adası haline gelmiştir. Ada Rumlarının belirli dönemlerde sistematik bir şekilde fişlendiği ve bu fişlemelerin ardından zorunlu göçe tabi tutulduğu, adanın sosyo-kültürel dokusunu kökten değiştiren derin bir tarihi gerçek olarak gün yüzüne çıkmaktadır. Bu uygulamalar, bir zamanlar adanın büyük çoğunluğunu oluşturan Rum cemaatinin sayısını ciddi ölçüde azaltmış, geride ise hem hüzünlü anılar hem de zengin bir miras bırakmıştır.

Gökçeada, bilinen adıyla İmroz, tarihin her döneminde stratejik konumu ve verimli topraklarıyla dikkat çekmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de önemli bir Rum nüfusu barındıran ada, 1923 Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılırken, Bozcaada ile birlikte özel bir statüye tabi tutulmuştur. Antlaşmaya göre bu adalardaki Rum nüfus mübadele dışında tutulmuş, böylece kültürel ve demografik yapı korunmaya çalışılmıştır. Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren adadaki Rum varlığı üzerinde yoğunlaşan baskılar, bu koruyucu statünün fiili anlamda işlemesini engellemiştir. Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki gerilimlerin ve iç politikadaki bazı yaklaşımların da etkisiyle, Gökçeada Rumları kendilerini giderek artan bir baskı ortamının içinde bulmuşlardır. Bu baskıların zirve yaptığı dönemlerde, cemaat üyelerinin kimlik bilgilerinin özel kayıtlar altına alındığı, yani ‘fişlendiği’ ve çeşitli yollarla adadan ayrılmaya ‘göçe zorlandığı’ ifade edilmektedir. Eğitimden ekonomiye, sosyal hayattan mülkiyet haklarına kadar birçok alanda yaşanan kısıtlamalar, adalı Rumların yaşamını sürdürmesini güçleştirmiş ve birçoğunu anavatanlarını terk etmeye mecbur bırakmıştır.

Tarihin Derin İzleri: Gökçeada’daki Rum Varlığı ve Göç Süreci

Gökçeada’nın kadim Rum tarihi, binlerce yıl öncesine uzanmaktadır. Ada, antik çağlardan itibaren Helenistik kültürün önemli bir parçası olmuş, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de bu özelliğini korumuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında adanın nüfusunun büyük çoğunluğu Rumlardan oluşmaktaydı; 1920’li yıllarda 8.000’i aşkın Rum nüfusuna karşılık, Türk nüfusu çok daha az sayıdaydı. Ancak 1950’li yıllardan itibaren başlayan ve 1960’lı yıllarda ivme kazanan politikalar, bu demografik yapıyı derinden etkilemiştir. Kaynaklarda belirtilen ‘fişleme’ eylemleri, genellikle devletin belirli bir grubu hedef alarak, o grubun üyelerinin kişisel bilgilerini toplamasını, kaydetmesini ve bu bilgileri çeşitli amaçlar için kullanmasını ifade eder. Gökçeada özelinde bu fişlemelerin, Rum cemaatinin ekonomik, sosyal ve kültürel bağlarını zayıflatma ve onları adadan uzaklaştırma amacı taşıdığı iddiaları güçlüdür. Okulların kapatılması, vakıf mallarına el konulması, adadaki tarım arazilerinin kamulaştırılması gibi adımlar, Rumların adadaki varlıklarını sürdürmelerini zorlaştıran ‘göçe zorlama’ yöntemleri arasında yer almıştır. Bu süreçte, adadaki Rumların eğitim hakları kısıtlanmış, kendi dillerinde eğitim veren okullar kapatılmış, bu durum genç nesillerin kültürel bağlarını koparmalarına neden olmuştur. Ekonomik alanda uygulanan baskılar, iş olanaklarının kısıtlanması ve geçim kaynaklarına yönelik engellemeler, birçok aileyi çaresiz bırakmıştır. Mülkiyet hakları konusunda yaşanan sorunlar ve kamulaştırmalar da Rumların adadaki köklerini kazımaya yönelik ciddi adımlar olarak algılanmıştır. Tüm bu uygulamalar, adalı Rumların büyük bir kısmını yurt dışına, özellikle Yunanistan ve diğer Avrupa ülkelerine göç etmeye mecbur bırakmış, böylece adanın etnik ve kültürel yapısı dramatik bir şekilde değişmiştir.

Gökçeada’nın Değişen Yüzü ve Mirasın Geleceği

Rum nüfusunun büyük ölçüde göç etmesiyle birlikte Gökçeada’nın çehresi de dönüşüme uğramıştır. Terk edilmiş Rum köyleri, boşalan evler ve sessizleşen sokaklar, bu büyük göçün en belirgin nişaneleri olmuştur. Zeytinliköy, Tepeköy, Dereköy, Bademli gibi tarihi Rum köyleri, bir zamanlar cıvıl cıvıl olan yaşamın yerini sessizliğe bırakmıştır. Adanın demografik yapısı değişirken, yeni yerleşimcilerle birlikte adanın ekonomik faaliyetleri ve kültürel dokusu da farklı bir yöne evrilmiştir. Rumlardan kalan zeytinlikler, bağlar ve taş evler, adanın geçmişine dair güçlü birer tanık olarak varlıklarını sürdürmektedir. Günümüzde Gökçeada, bu zorlu geçmişiyle yüzleşme ve kültürel mirasını koruma çabaları içindedir. Rumca eğitim veren okulların yeniden açılması, restore edilen kiliseler ve adaya geri dönen veya miraslarına sahip çıkan az sayıdaki Rum, bu çabaların somut örnekleridir. Özellikle son yıllarda Gökçeada’nın ‘Cittaslow’ (Sakin Şehir) unvanını almasıyla birlikte, adanın kültürel ve doğal zenginlikleri daha fazla ilgi çekmeye başlamıştır. Adanın tarihi Rum köyleri, eşsiz mimarileri, zeytin ağaçları ve yöresel lezzetleriyle “Gökçeada gezilecek yerler” listelerinin başında gelmektedir. Bu köyler, sadece birer turistik destinasyon olmanın ötesinde, adanın derin ve katmanlı tarihini anlatan canlı müzeler gibidir. Ziyaretçiler, bu köylerde geçmişin izlerini takip ederken, adanın kültürel çeşitliliğinin ve yaşadığı büyük dönüşümün farkına varmaktadır. Gökçeada’nın geleceği, geçmişiyle barışık bir şekilde, tüm kültürel katmanlarını kucaklayarak şekillenecektir. Ada, hem Türkiye’nin hem de dünyanın kültürel mirasına önemli bir katkı sunmaya devam ederken, yaşanan acıların bir daha tekrarlanmaması için dersler çıkarmak adına da güçlü bir sembol olmayı sürdürmektedir. Bu bağlamda, Gökçeada’nın zengin tarihi ve kültürel dokusu, sadece bir turizm cazibesi değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın ve hoşgörünün öneminin bir göstergesidir.

Kaynak: Onedio

SIRADAKİ HABER Gökçeada’da Sürdürülebilir Turizme Elektrikli Şarj İstasyonu Desteği: Akol Otel Öncülük Ediyor
Bu habere tepkin ne?

Yorumlar

Henüz bu habere yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan siz olun!

Yorum Yap Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Giriş yapın, böylece yorumlarınız profilinizde toplanır.

Yayımlanmaz, gravatar için kullanılır.

Göndererek gizlilik ve KVKK koşullarını kabul etmiş olursunuz.